... SORUNU CÖZERSEN ONU BIR GÜN ICIN ÖZGÜR KILARSIN, BIR INSANA SORUNLARINI CÖZMEYI ÖGRETIRSEN ONU HAYATI BOYUNCA KENDINDEN EMIN KILARSIN. blog layouts

BIR INSANIN CAHIL OLDUGUNU BILMESI / ILME ATILMIS ILK ADIMDIR

Pazartesi, Kasım 13, 2006

EĞİTİM NEREDE BAŞLAR?


Eğitimin anne karnında başladığı düşüncesine inananlardanım.

Öyle ya,o çocuk dünyaya bile isteye mi yoksa istenmeden mi getirildi?Annenin hamileliği süresince yeterli yada yetersiz beslenmesi,eşinden,ailesinden,çevresinden gördüğü ilgi yada ilgisizlik,doktor kontrollerine tam uyma yada uymama,hamileliğini geçirdiği ortamın stresli yada huzurlu olup olmadığı gibi her türlü etken ,annenin zaten hamilelikle birlikte değişen ruh haline ve psikolojisine ya olumlu yada olumsuz etkileri olacaktır.
Böylece bebeğin hayata başlayıp devam edeceği ortam ve şartları da az çok tahmin edebiliriz.

Benim en çok anlamadığım,anlamak istemediğim ve her seferinde çekinmeden çok ağır tepki verdiğim olay şudur:
Önce olması için sonra da sağlıklı doğması için günlerce Allaha dua edilen bir yavrunun,doğduktan sonra sanki havadan gelmişcesine,dertlerin kaynağı sanki oymuşcasına,aslında Onun olmaması gerekirmişcesine ailesinin çocuğa karşı takındığı tutum!

İşte asıl yetişkin eğitimi dediğimiz şey de burada başlıyor.
Ama bunun sadece kırsal kesimlerde varolduğunu düşünmüyorum.Topluma ve çevremize şöyle bir bakarsak bilinçsiz-bilinçli,okumuş-okumamış,zengin-fakir,güzel-çirkin farkı gözetmeksizin henüz kendisi eğitime muhtaç birçok aile tipiyle karşılaşabiliriz.Eğitim eğitim diyoruz ama eğitim almışı da almamışı da çocuğunun yetişmesinden bihaber,”nasılsa doğdu,büyür gider”tavrıyla hareket ediyorsa o zaman hatayı kimde ve nerede aramalıyız?

Hayata bir lütuf olarak gelmiş olan yavrularımızın ilk bebeklik,1-3 ve 3-6 yaş çocukluk dönemlerinin verimli geçirilmesinin ne kadar önemli olduğunun anlaşılabilmesi için daha çok toplumsal çalışmalar,rehberlik faaliyetleri yapılmalıdır.
Çünkü bebeklik ve çocukluk döneminde layıkıyla eğitilmiş,düzgün davranışlar sergileyen iyi insan olmanın erdemi,yurttaşlık ve Atatürk sevgisi bilinci aşılanmış,dinin korku değil sevgi temelleri üzerine kurulduğunun,her şeyde aşırılığın zararlarının önemi verilmiş bir çocuk için temeller sağlam atılmış demektir.Artık bu temelin üzerine olumlu hangi pekiştireç gelse kolaylıkla kabul görür,olumsuz hangi pekiştireç gelse de rahatlıkla bertaraf edilebilir.

Çocuk bir bitkinin sadece sulanmakla büyüyebildiği gibi kendi haline bırakılırsa,eğitim,değerler,erdemler,sevgi,ilgi verilmezse daha sonra üzerine yeni güzellikler eklemek için geç kalınmış bile olabilir.Tıpkı hamuru şekil yapıp fırına sürdükten sonra “eyvah tuzunu koymayı unuttum”demenin bir faydası olmadığı gibi.Hamuru ya tuzsuz yeriz.Böylece daha da kötüsü toplumda potansiyel suçlu adayları bile yetişebilir.Ya da hamuru sonradan tuza banıp yeriz ki bunun da ne kadar iyi bir fikir olmadığı ortada.

İşte şuanda ki bizlerde varolan korku,sevgi,acıma,sapıklık,takıntılı olmak,dürüstlük,yalancılık,riyakarlık,adam sendecilik,vicdanlı olmak,sapkın düşüncelerde olmak,güvenilir olmak,kalleş olmak gibi daha pek çoğunu sayabileceğimiz olumlu-olumsuz özellikler çocukluğumuzda yaşadığımız olaylardan,yetiştirilme tarzından bilinçaltımıza yerleşmiş bizlere kalan birer mirastır.

Bir sonra ki konumuz:”Sınıftaki öğrenci ailenin aynasıdır.”olacaktır.

Ben neden böyle günlük gibi yazıyorum bilmiyorum?Belki de ansiklobedik bilgilerle dolu gibi görünen bir yazının okunma veya anlaşılmasının daha az olduğu düşüncesinde olduğumdandır.
Ve kimbilir bu da çocukluğumdan bana kalan bir bilinçaltı mirasıdır?
Ne dersiniz?

BİYONİKKEDİ

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home